ms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yıllar Önce Bugün

Halimi anlatmaya bir kelimenin yeterli olacağını bildiğim halde uzun uzun yazmak istiyorum. Tarih10 Kasım'ı gösteriyor. 2 yıl önce  bu gün Ankaraya gidiyorduk (Aklınıza gelen şeyden değil). O benim, kapsamlı bir teşhis ve Dr . Rana Karabudak ile tanışmamın ilk günüydü.

Tarih yine 10 Kasım ve ben yine Ankaraya gidiyorum. Bu yazıyı yazmama sebep olan şey, Stephen King'in "Tarih kendini tekrar etmeyi sever"  düşüncesi oldu (Artık bu düşünceyi ciddi ciddi benimseye başladım).

İki yılda olanlar sanki hem bir gün kadar kısa, hem de sonsuzluk kadar uzun gibiydi. Ama bunların hepsini yazacak değilim. Bu sürede çok şey değişdi. Vücuduma belki 1000, belki 10. 000 hap ve ilaç girmiştir. Bunların bir kısmı tıbbi bir o kadarı da kısmı bitkisel. Bilmem ne kadar litre kan anlındı, nee kadarı alınmadı. Ya da alındıktan sonra yerine ne koyuldu.  Anlayacağınız çok şey geldi geçti başımdan ve geçmeyede hala devam ediyor.

Okuyunca pes etmişim, her şeyi koyvermişim izlenimi çıkıyor (içimden bir ses bazen evet diyor). Ama hayır,  her şeye rağmen devam ediyorum. Bir sabah her şeyin ne kadar güzel olduğunu düşünerek, başka bir sabah kalbimi denizin derinliklerinde bulup ordan çıkarmaya çalışarak uyanacağım.

Bir önceki makalemde dediğim gibi "Med Cezir". 2 yıl bitmiş olabilir ama her şey bitmedi. Saat ve takvim devam ettiğine göre ben de devam ediyorum. Her şeye rağmen.

Not: Bazı tahlilerin gecikmesinden dolayı yolculuğumuz başka bir tarihe ertelendi.


Kemal Ünsaçan
08•XI•12


Yeniden Yazmak.


Uzun zamandır yazmayı düşünüyordum. Ama aklımda, ne yazacak birkaç satır vardı ne de bende yazacak güç vardı. Yaklaşık 1 yıldır kendimle ve çevremle mücadele içindeydim. 2010 Kasımında öğrendiğim MS isimli hastalık yüzünden sürekli gelgitler yaşıyordum. Korkuyordum, ama korkum hastalıktan değil hastalığın ilerleme ihtimalindendi. Çevrenin de bu korkuya katkısı yok değildi. En tehlikeli şeyin cehalet olduğunu öğrendim bu süreçte. Her acının zamanla unutulduğunu gördüm. İyi dost kötü günde belli olurmuş sözünü bizzat test ettim.

Daha önce böyle bir hastalığı duymamıştım. İlk başlarda fazla umursamadım. Ama bir soru sürekli beynimi kurcalıyordu "hadi daha kötü olursa". O plaktonların sadece mr resimlerinde değil, beynimin içinde olduğu gerçeği hafife alınmayacak kadar korku veriyordu. Ama şunları da biliyordum: Düşünce gücü, neolitik bilim v.s. Bir noktadan sonra bunlar da tesir etmemeye başlıyor. Bu konuda ben şanslıydım. Kendim düşünemediğim zamanlarda çok değerli dostlarım beni bana bırakmadı. =)

Araştırdık, Türkiye'de bu hastalık üzerine uzmanlaşmış çok iyi doktorlar var. İlk isim olarak, Konya Selçuklu Tıp Fakültesinde Hakan Ekmekci'yi önerdiler, ama yurt dışında olduğu için Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde Rana Karabudak hocamı bulduk. Gerçekten söylendiği gibi Türkiye'de bir numaralı isim. Rana hocanın gözetimi altında ilaçlarımı kullanmaya başladım. Bazen arttı, bazen azaldı bazen de hastanelerde yattım, ama şu an iyiyim.

Velhasıl şimdi burdayım. Hastalığımın ağır olduğu dönemlerde birisiyle tanışmıştım. 12 yıldır bu hastalıkla yaşıyor ve ilaçlarını düzenli olarak kullandığı ve kendine dikkat ettiği için şu an gayet iyi durumda. Ben de kendime bir söz verdim, neden ben de bu durumda olmayayım dedim. Kendimi iyi hissettiğimde tekrar bloglarıma ve yazılarıma geri dönmeye karar verdim. Ve işte burdayım, verdiğim sözü biraz erkene alıyım dedim. (Verilen sözlerin zamanla bütün benliği oluşturduğuna inanıyorum) Normale dönüyüm ve hayattan kopmayım diye tekrar yazmaya başladım. Okunma veya beğenilme kaygısı gütmeden sadece yazıyorum işte. Bu dönem okuluma da ara vermeyi düşündüm. Bir süreliğine evde müzik dinliyor, kahve içiyor ve yazar psikolojisine bürünüyorum.

İnşallah bundan sonra çok daha iyi olacağım. Allah'ın yardımı ve sevdiklerimin desteği ile. Sağolun, iyi ki varsınız. Hadi bu kadar yeter, daha yazmak istedigim şeyler var =)
Saygılarımla...

Kemal Ünsaçan
14•X•10